Salı, Ekim 16, 2018

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Langfristige Artikel

Box Link

Events

 PANO

 

 

 

 

 

 

 Zonema de Domane ma

 

   
   
   
   

  

Dersimzaza.com'dan kısa bir açıklama

Facebook'ta sitemizin ismi ile benzerlik taşıyan bazı sayfalar görülmektedir. Bu sayfaların sitemizle hiç bir ilgisi yoktur. Sitemizin www.dersimzaza.com adresi dışında internet üzerinde herhangi bir hesabı ya da sayfası bulunmamaktadır.

Kamuoyunun dikkatine sunulur.

Dersimzaza.com

 


 

'MİT'in rolü kesinleşti; Fransa harekete geçmeli'

 

'MİT'in rolü kesinleşti; Fransa harekete geçmeli'

 

Başkent Paris'te, katledilen üç devrimci kadın için Kürtler ve dostları toplantı düzenledi.

 

ANF / PARİS

Cuma, 5 Oca 2018, 13:46

Fransa Demokratik Kürt Konseyi, Kürt Kadın Hareketi ve Fransa Kürdistan ile Dayanışma Ulusal Koordinasyonu ortaklığında, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in 5 yıl önce Paris'te katledilmesine ilişkin basın toplantısı düzenlendi.

Toplantı, Uluslararası Kürt Kadın Hareketi Temsilcisi Nursel Kılıç moderatörlüğünde saat 11.00'da Descartes'te bulunan Rody salonunda düzenlendi. Toplantıya dava avukatı Antoine Compte, Yazar Nils Andersson, Fransa Kürdistan ile Dayanışma Ulusal Koordinasyonu adına Slyvie Jan konuşmacı olarak katılırken, Sakine Cansız'ın kardeşi Metin Cansız, Tamil halkı temsilcileri ve çok sayıda Kürt politikacısı da toplantıda bulundu.

KILIÇ: KCK BİR KEZ DAHA TÜRK DEVLETİNİN ROLÜNÜ AÇIĞA ÇIKARDI

Nursel Kılıç, üç Kürt kadını anarak sözlerine başladı. "5 yıl önce üç Kürt kadın MİT tarafından katledildi. Türk devletinin emriyle öldürüldü" diyen Kılıç, söz konusu katliamın Türk devletinin Kürtler, Ermeniler, Asuriler ve diğer halklara karşı geliştirdiği katliamların bir parçası ve devamı niteliğinde olduğunu vurguladı. Kılıç, aynı zamanda KCK'nin 3 Ocak günü yapmış olduğu açıklamada, ellerinde bulunan MİT mensuplarının vermiş olduğu bilgiyle katliam emrini veren kişinin Sabahattin Asal olduğunun belirtilmesiyle, bir kez daha MİT ve Türk devletinin bu katliamdaki rolünü onaylanmış olduğunu ifade etti. Sabahattin Asal isminin ilk olarak 2014 yılı ocak ayında internet ortamında "MİT Gizli Belgesi" şeklinde yayımlanan, Sakine Cansız'ın katledilmesi emrinin verildiği yazılı belgede imzasıyla birlikte görüldüğünü hatırlatan Kılıç, Fransa'nın şu ana kadar bu katliamı aydınlatma konusunda rolünü oynamadığını ifade ederek, söz konusu yeni bilgiler ışığında Fransa'nın insan hakları ve demokrasi adına adalet için rolünü oynaması gerektiğini söyledi. "Bugün Erdoğan Paris'te. Söz konusu ziyaret insan hakları konusundaki kaygıları büyütüyor" diyen Kılıç, yeniden Fransız adaletine seslenerek, adaletin sağlanması çağrısında bulundu. 

AV. COMPTE: FRANSA KATLİAMIN ÜZERİNE GİTMELİ

Paris Barosu avukatı ve aynı zamanda üç Kürt kadının avukatı Antoine Compte, mevcut dosyalarda birçok argüman ve belgenin sorumluları net bir biçimde gösterdiğini ifade ederek, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde, Nisan ayında yaptığı bir konuşmayı hatırlattı. "Erdoğan o tarihlerde söz konusu katliama ilişkin, Türk devleti içerisinde bazı güçlerin Paris'te cinayetler işlediğini söylemişti. Hatta bu cinayeti barış sürecini sabote etmek için yaptıklarını söylemişti. Bu konuşma aynı zamanda Türk devletinin bu konudaki sorumluluğunu gösteriyordu. Bu konuşmayı bugün ona hatırlatmak gerekiyor. Söz konusu katliamı organize edenler ne oldu, diye sormak gerekiyor" diyen Comte, Fransa'nın da yaşanan bu süreçteki sorumluluğuna dikkat çekti. 

Comte, KCK'nin yapmış olduğu açıklamada adı geçen Sabahattin Asal isminin 2014'te yayımlanan belgede isminin olduğunu hatırlatarak, "Söz konusu kişinin MİT mensubu olduğunu o dönem Alman Gizli Servisi'nin yapmış olduğu açıklamayla öğrenmiştik. Alman Gizli servisi söz konusu kişilerin Türk MİT elemanı olduğu ve Türkiye adına görüşmeler yaptığını, söz konusu belgenin yayımlanmasından sonra ilişkileri dondurduklarını daha önce ifade etmiş ve bu bilgi Alman basınına yansımıştı. Türkiye'nin bu isimleri Fransa'ya vermesi gerekiyor. Fransa'nın bu olayın üzerine cesaretle gitmesi gerekiyor" dedi.

'SOMUT DELİLLER ERDOĞAN'I DA YARGILATIR'

Comte, gazetecilerin bu olay nedeniyle Erdoğan'ın yargılanıp yargılanamayacağına dair sorusu üzerine de şunları söyledi:

"Bu yeni bilgi aynı zamanda dosyanın ilerlemesi için yeni bir argüman olacak. Önemli. Ama daha net belgeler gerekiyor; doküman, video, kişilerin şahitliği vb. Biz hukuk sürecini devam ettireceğiz. Diğer taraftan Erdoğan'ın sorumluluğu ve yargılanma olasılığına gelince, bunun için somut deliller lazım. Fransa adaleti daha önce Libya devlet başkanları ve bakanlarına dair çeşitli davalar yürütmüştü. Ya da Fransa'da 30 Basklı katledildi. Bu olaylarda o dönem İspanya İçişleri Bakanı sorumlu görülmüştü. Bir hukuk sürecini başlatmak için elimizde somut elemanlar olması gerekiyor. Söz konusu açıklamalardan çok fotoğraf, belge ve video gibi elemanların olması gerekiyor. Gazeteciler Macron-Erdoğan görüşmesi sırasında Erdoğan'a Nisan 2015'teki konuşmasını onaylıyor mu ve katiller ne oldu diye sormalı ve söz konusu olaylara karışan kişileri Fransa'ya verecek mi, bu kişilerin şu an hangi pozisyonda olduğunu sormalı."

Davanın devam etmesi sorusuna ilişkin de Comte, şöyle dedi: "Bu bir siyasi irade meselesidir. Savcılık, katliamı planlayanlara karşı açtığımız bir şikayeti kabul etti. Bu soruşturmanın başlamasında asıl sorun şu; savcılık, katliamın arka planını ve katliam emrini verenlere dair bir araştırma ve yargılamayı göze alacak mı? Dosyaya bir önceki bilgilere ek, yeni tamamlayıcı belgeler sunduk.  Söz konusu savcılığın MİT'e uzanan bu sürecin yeniden ele cesaretle ele alınıp alınmayacağı konusu önümüzde duruyor.  Ya geçmişte olduğu gibi yaşanan suikast ve cinayetler karşısında cezasızlık olacak ya da adaletin sağlanması için cesaretle bu olayın üzerine gidilmeli."

'ÖLÜM MANGALARI KÜRTLERİ TASFİYE ETME PEŞİNDE!'

"Üç Kürt kadına ilişkin dava nedeniyle Paris Fransız anti-terörist savcısı bir soruşturma açmış bulunuyor ama tüm Avrupa ülkelerindeki olayları açıkça ortaya koymak zorunda kalacak" diyen Comte, şöyle devam etti:

"Çünkü ölüm mangaları Türk ya da Kürt muhalifleri tasfiye etmek için dolaşıyor. Almanya ve Belçika'da davalar var ve bu davaların hepsi Fransa ile bağlantılıdır. Bütün bunları ortaya çıkarmak zorundayız ve bütün bu olaylara baktığımızda diğer Avrupa ülkeleri arasında muhaliflerini öldürmeye çalışan gruplara ve ölüm ekiplerine gelince, Fransız hükümetinin korkaklığını göreceğiz."

Comte, Avrupa çapında bir hukuksal mücadelenin yürütülmesi gerektiğini ama özellikle Almanya'da süren davalarda gizlilik konulduğunu ve bu anlamda bilgi sahibi olamadıklarını ifade etti.

JAN: TÜRKİYE'NİN SORUMLULUĞU BİR DAHA TEYİT EDİLDİ

Toplantıda, Fransa Kürdistan İle Dayanışma Koordinasyonu adına Sylvie Jan konuştu.  "5 yıl geçti. O tarihten bugüne çok şey değişti. Bugün katliam emrini verenlerin isimlerini biliyoruz. Fransa'nın siyasi ve hukuksal sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor" diyen Jan, Kürtlerin sürekli siyasi pazarlıklarda değişim aracı olmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Macron'un kendi toprakları üzerinde yaşayan Kürtleri korumak gibi bir misyonu olduğunu hatırlatan Jan, Kürt halkına karşı gelişen tüm saldırılar karşısında Kürt halkının direnişini sürdürdüğünün altını çizdi. 

KCK'nin açıklamasını hatırlatan Jan, yaşanan gelişmelerin bir kez daha Türkiye'nin sorumluluğunu teyit ettiğini belirterek, "Ailelerin öfkesini anlıyor ve paylaşıyoruz. Devlet terörü sadece Türkiye toprakları üzerinde değil aynı zamanda Fransa toprakları üzerinde yaşandı. Ortadoğu ateş ve kan içerisinde. Kürtler mücadelesini sürdürüyor" dedi. 15 Mart'ta üç Kürt kadının davası ekseninde Türkiye'nin gerçekleştirmiş olduğu katliamları da içeren alternatif bir mahkeme gerçekleştireceğini duyurdu. Jan, aynı zamanda 9 Ocak'ta 10. Paris Belediyesi tarafından Kürdistan Enformasyon Bürosu önünde bir plaket konulacağını duyururken, "Bu plaket aynı zamanda Koordinasyonumuzun 5 yıllık mücadelesi sonucu. Bizim için bu adaleti sağlayana kadar mücadele devam edecek" diyerek, 6 Ocak eylemine de güçlü katılım çağrısı yaptı.

ANDERSSON, FRANSA'NIN SİYASİ CİNAYETLER TARİHİNİ ANLATTI

Yazar ve Anti-Kolonyalist Militanı Nils Andersson, Fransa'nın siyasi cinayetler tarihine dikkat çeken bir konuşma gerçekleştirdi. Andersson, şunları kaydetti:

"Fransa'da '50'li yıllardan bugüne kadar çözülmemiş siyasi saldırı kapsamında onlarca olay var. Bunlar Fransa toprakları üzerinde diğer gizli servislerin örgütlediği olaylardı. Bir de Fransa'nın yaptıkları var. 'Homo' Fransızların tabir ettiği bu kelimenin anlamı, bir kişiye fiziksel olarak tasfiye edilmesi için yapılan bir operasyon.  Fransa'da böylesi operasyonlar gerçekleştiriyor elbet. Ama söz konusu suikast işlemlerini kendi ülke sınırları dışında gerçekleştiriyor.  Örneğin dedikleri gibi operasyonlar kapsamında bir önceki Cumhurbaşkanı Francois Hollande, kendisinin yurt dışında, Çad, Suriye, Lübnan'daki operasyonlara katılma kararı aldığını kabul etti. Bir diğer örnek ise Mitterrand, Rainbow savaşçılarına dönük yaşananlar konusundan haberdar olmasına karşın bunu inkar etti. Ama biliyoruz ki söz konusu yurt dışı operasyonları ya cumhurbaşkanı ya da bir bakan tarafından emir verilmeden yapılmaz. Mitterrand gizlemeyi, Holland ise o dönem yapılan siyasi eleştiriler nedeniyle yurt dışında fiziksel tasfiye talimatı verdiğini itiraf etti.

Fransa'da, esas olarak Filistinlilere, Güney Afrikalılara ve Cezayirlilere karşı sayısız siyasi suikast var. En büyük sayıda siyasi cinayet oranı ise Fransa toprakları üzerinde İspanya hükümetinin Basklılara dönük yaptığı operasyonlar kapsamında yaşandı.

Söz konusu siyasi cinayetlerde en büyük düğüm noktası ise bugüne kadar hiçbirinin faillerinin yargılanmamış olmasıdır. Bunların içerisinde iki istisna vardı. Chapur Bakhtiar, İran Şahının altında bir bakan ve İran Şahının hükümetine yakın bir başka görevliydi. Her ikisi de Fransa'da öldürüldü. Bu her iki olayı gerçekleştirenler yargılanmıştı. Daha doğrusu İran ve Fransa durumu kendi arasında çözmüştü. Ama Güney Afrika, Cezayir, Filistin, Kürtler, Tamiller... Soruşturmalar bir sonuca varmadı. Hiç bitmedi.

Faslı politik isimlerden Ben Barka örneğinde olduğu gibi Fransa'nın bazı olaylarda açık rolü olduğunu da biliyoruz. Ben Barka ile suikasttan birkaç hafta önce tanıştım. İsviçre'deydim ve İsviçre'de onu koruyanlar da İspanyol komünistiydi. Anti-Franco faaliyetleri nedeniyle polis tarafından takip edilen insanlar tarafından bir ülkede korunmak gerçekten ideal değildi. Bu sorunu çözmek için Ben Barka'yla tanıştım ve Fransa'da korunma hakkında konuştuk. Çünkü ona karşı ana tehdit hala duruyordu. Burada bahsettiğimiz koruma devrimcilerin onu korumasıydı. Ama bana dedi ki, 'Hayır, çünkü De Gaulle'un koruması var.' Sonrasında yaşanan gelişmeler De Gaulle'un korumasının yeterli olmadığını gösteriyordu.

Fransız istihbarat servislerinin şubeleri arasında dış hizmetler ile bağlantılar vardı. İsviçre'deki bir gazeteci bana şunları söyledi: 'Ben Barka kaçırıldığı gün Paris'e geldiğinde, havaalanındaki İsviçreli polis ona, 'Bu uçağı almayın' dedi. İsviçre polisi, Ben Barka'yı uyardı ancak De Gaulle'a büyük bir güven vardı. Henri Curiel'in öldürülmesinde aynı tür gizli anlaşma meydana geldi. Öte yandan Mohamed Boudia, Mossad tarafından öldürüldü. Mossad Fransa'da her durumda bir gizli kalabiliyordu. Ben Barka ve Henri Curiel'in öldürülmesi olayı da o ölümlerle birebir bağlantılıydı.  Fransız gizli servislerinin ve suikastları yapan diğer ülke gizli servisleriyle bir nevi gizli anlaşmasının olması, Ben Barka cinayetinde belirgindir, Henri Curiel de söz konusudur.

'FRANSA TÜRK DEVLETİNİ CESARETLENDİRİYOR!'

Bu olaylardan çok daha sonra Tamil Kaplanları liderleri 1996 ve 2012 yılında Paris'te öldürüldü. 2013'te ise üç Kürt kadın öldürüldü. Fransız gizli servisleri olayların açığa çıkartılması için hiçbir çaba göstermedi. Fransız hükümeti üç Kürt kadının öldürülmesi karşısında hiçbir tutum sergilemedi. Olayın üzerine cesaretle gitmedi. Bu durum aynı zamanda Türk hükümetinin yapabilecekleri konusunda cesaretlenmesini sağlamaktan başka bir sonuç doğurmaz. Fransa'da olduğu kadar siyasi saldırıların yaşandığı Avrupa'da başka bir ülke olmadığını düşünüyorum. Sorunun belirli bir keskinlikle ortaya çıktığı yer burasıdır. Yargı iktidarsızlığına tanıklık ediyoruz. Fransız politikacılar her defasında 'Katillerin bulunup bulunmadığından emin olmak için her türlü çabayı göstereceğiz' der ve her seferinde hiçbir şey olmaz. Kürt kadınların öldürülmesi durumunda soruşturma, yayımlanan telefon konuşmaları sayesinde doğrudan Türk gizli servisleri olan MİT'e ve arka plana dayanıyor. Cinayetleri çözmek istiyorsak, yeterince argüman var ve bu yapılabilir."

ANNE MATHINTHIRAN: OĞLUMU KATLEDENLER YARGILANMADI

Paris'te 2012 yılında katledilen Nadarajah Mathinthiran'ın (Fransa'daki Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları Başkan) annesi basın açıklaması sırasında kısa bir konuşma gerçekleştirdi. "Oğlum 5 yıl önce katledildi. Tamil militanıydı. İki kişi yakalanmıştı. Her birinin 50 bin Euro karşılığı bu işi yaptıklarını söylemişlerdi. Ama bu kişiler yargılanmadı. Fransa bu konuda hiçbir şey yapmadı. Fransa devleti ve polisi hiçbir şey yapmadı. 5 yıl geçti hiçbir ilerleme yaşanmadı. Oğlum burada ilticacı ve Fransa korumasındaydı ama burada katledildi' diyerek Fransa'da yaşanan katliamların cezasız kaldığına dikkat çekti. 

Açıklama gazetecilerin sorularıyla son buldu.

SİYASİ CİNAYETLER LİSTESİ

Paris'te 1950 yılından sonra katledilen siyasi liderler listesi. Söz konusu listede adı geçenlerin katledilmesine ilişkin hiçbir mahkeme yapılmadı ve bu suçlar cezasız kaldı:

21/05/1959: Cezayirli Amokrane Ould Aoudia, Cezayir'deki FLN aktivistlerinin savunma grubunun savunucusu.

29/10/1965: Fas'lı Faslı Faslı Mehdi Ben Barka, Ulusal Kuvvetler Birliği'nin kurucusu UNFP, Havacılıkta Tricontinental'in hazırlanmasından sorumlu.

8/12/1972: Mahmud Al Hamchari, Filistin, Filistin Kurtuluş Ordusu Fransa'daki Temsilci FKÖ

5/04/1973: Basil Al Kubeisi, Irak, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üyesi PFLP

28/06/1973: Cezayir'in FLN aktivisti Cezayir'den Muhammed Boudia, daha sonra PFLP'ye enternasyonalist olarak katıldı.

4/05/1978: Henri Curiel, Mısırlı, enternasyonalist eylemci, Cezayir ve Filistin

21/09/1980: Salah Bitar, Suriye, Suriye rejiminin karşısında

29/03/1988: Dulcie Eylül, Güney Afrika, Fransa'daki ANC temsilcisi

7/04/1989: André Mecili, Cezayir, Front des Forces Socialistes FFS lideri

8/06/1992: Filistinli Atef Bsissou, Fetih Devrimci Konseyi FKÖ üyesi

1995/11/07: Abdelbaki Sahraoui, Cezayir, çatışan taraflar arasında diyalog kurtuluşu FIS destekçisi İslam Cephesi kurucularından.

26/10/1996: Kandiah Perinpanathan ve Kandiah Kesenthiran, Tamil Eelam'ın Kurtuluş Kaplanlarının Avrupa liderleri.

8/11/2012: Nadarajah Mathinthiran, Fransa'daki Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları Başkanı.

9/01/2013: Sakine CansIz, Doğan Fidan, Leyla Şaylemez, Kürdistan İşçi Partisi PKK'nin kurucularından, Kürdistan Ulusal Kongresi Temsilcisi ve Kürt Gençlik Hareketi Temsilcisi.

Yasal olarak herhangi bir işlem yapılmaksızın, operasyonlar sırasında Fransa'da 20'den fazla ETA militanı öldürüldü.

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found