Pazar, Şubat 18, 2018

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Langfristige Artikel

Box Link

Events

Pano

 

 ADEF 3. OLAĞAN KONGRESİNE DERSİM HALKI VE TÜM KARDEŞ HALKLAR DAVETLİDİR !!!

ADEF 3. Olağan Kongresi 03. Mart 2018 Tarihinde Hattersheim Alevi Kültür Merkezinde gerçekleştirilecektir.

Orta Doğu’da yaşanan savaş ve bu savaşın ülkemize ve Dersime yansımaları ile EFRİN işgalin yaşandığı bir sürece denk gelen Kongremiziz yüklendiği misyon önemlidir.

Kürt ulusun inkar ve imha siyaseti güden yeni Osmanlı güruhlarına karşı Halkların ortak direnişin sahiplenme,
Komşu Halklarla dayanişma şiyariyla Dersim kongremizi gerçekleştiriyoruz.

Dersim Toplumunun gelecegini olumlu anlamda etkileme konusunda da tarihi bir adım olacaktır.

Her ulus ve inançtan halklarımızın kongremize katılıp, canlı tartışmalarla katkılar sunmalarını bekliyoruz.


ADRES:

HATTERSHEIM AKM
RHEINSTRASSE 3;
65795 HATTERSHEIM-
OKRIFTEL

Tarih: 03.03.2018 Cumartesi
Saat: 12.00

ADEF YÖNETİM KURULU

   
   
   
   

  

Dersimzaza.com'dan kısa bir açıklama

Facebook'ta sitemizin ismi ile benzerlik taşıyan bazı sayfalar görülmektedir. Bu sayfaların sitemizle hiç bir ilgisi yoktur. Sitemizin www.dersimzaza.com adresi dışında internet üzerinde herhangi bir hesabı ya da sayfası bulunmamaktadır.

Kamuoyunun dikkatine sunulur.

Dersimzaza.com

 


 

Afrin'e karşı savaş sadece Kürde karşı savaş değildir!

 

 

Afrin'e karşı savaş sadece Kürde karşı savaş değildir!

 


Bu savaş haksız bir işgal savaşıdır ve halkların iradesini kırıp faşist diktatörlüğü kalıcılaştırmayı hedeflemektedir. Bu savaşa karşı durmak ve Afrin halkının işgale karşı direnişini desteklemek; faşizme karşı demokrasiyi, ölüm karşısında yaşamı, savaş karşısında barışı, düşmanlık karşısında kardeşliği savunmak demektir.

 

Ahmet Aydın
21. 01. 2018



Dün Türk devleti 70'ten fazla uçakla Rojava'nın Afrin Kantonu'na karşı bir saldırı başlattı. 100 kadar hedef vuruldu. Saldırılar artarak sürüyor. Bugün karadan işgal harekatının başlatılacağı Türk devletinin yetkilileri tarafından açıklandı.

YPG, bu saldırılar sonucunda 6 sivilin ve 3 savaşçının şehit düştüğünü, 13 sivilin de yaralandığını açıkladı. Bu derece ağır hava saldırları ve beklenen kara harekatı sırasında büyük sivil ölümlerinin yaşanması neredeyse kaçınılmazdır. YPG'nin yaptığı açıklamada belirtildiği gibi, oluşacak sivil katliamlarının sorumlusu sadece Türk devleti değildir. Aynı zamanda, saldırılara yol veren Rusya, ABD ve Suriye devletleri de bu suçlara ortak olacaklardır.

Afrin halkı, 2012 yılında Suriye rejimin bölgeden çekilmesi ile, kendi savunma gücünü ve yönetim organlarını oluşuturarak; kendi kendisini yönetmeye başladı. Topraklarını hem teröristlere hem de bu teröristleri destekleyen Türk devletine karşı savunan Afrin halkı; çoğulcu-demokratik bir yönetim oluşturdu. Afrin bölgesi hem demokratik yapısı hem de güvenli bir bölge olması itibariyle; savaştan kaçan farklı milletlerden ve inançlardan insanların sığındığı bir alan oldu aynı zamanda.

Bugüne kadar Afrin Kantonu'ndan Türkiye'ye yönelik bir saldırı olduğu duyulmamıştır. Nicelik gücü itibariyle Afrin'in Türkiye'ye tehdit oluşturması zaten mümkün değildir. Henüz statüsünü ve sınırlarını bile güvence altına almamış bir bölgenin, Türkiye ile bir çatışma arayışında olması da düşünülemez. Tehditten bahsedilecekse, gerçekte hem tüm Suriye ve hem de Afrin için en büyük tehdit bizatihi Türk devletidir. Çünkü, son beş yılda teröristleri eğitip Suriye halkına saldırtan Türk devleti ve onun dostlarıdır.

Doğrudur, Afrin Kürtlerinin özgürleşmesi ve kendi ulusal-demokratik haklarını kazanmaları; Türk devleti için bir tehdittir. Çünkü Türk devleti, Afrin'de, Rojava'da özgürleşen Kürtlerin kendi sınırları içinde yaşayan Kürtlere örnek olacağını düşünmektedir. Yani Türk devleti Kürdün özgürleşmesinden korkmaktadır. Bu nedenle daha filiz halindeyken bu özgür yaşamı boğmak istemektedir. Ancak bu gerçeklik, Türk devletinin Afrin'e saldırmasının tek nedeni, hatta güncel durumda esas nedeni değildir. Türkiye'deki faşist blok, mutlak bir iktidar kuracak düzeyde aktif bir kitle desteğine sahip değildir. Hatta, 7 Haziran 2015 seçimlerinde olduğu gibi, demokratik bir yarış olsa; tek başına iktidar olma çoğunluğuna bile ulaşamamaktadır. Erdoğan-AKP ve müttefiki gerici-şoven güçler Kürt hakına karşı savaş ilan ederek 1 Kasım 2015 seçimlerini kazandılar. Şimdi yeniden Kürt halkına karşı savaş ilan ediyorlar ve Türk halkının şovenist eğlimlerini kabartarak, kendi iktidarlarının destekçisi haline getirmeye çalışıyorlar.

Faşist blok Afrin'de bir zafer kazanırsa, erken seçim kaçınılmazdır. Ve elbette ''vatanın bütünlüğü ve güvenliği'' söz konusu olduğunda Türk milleti demokrasiyi, insan haklarını, açlığı, yolsuzlukları unutup 'koyun sürüleri' gibi Erdoğan ve AKP'nin peşine takılacaktır. Faşist blokun hesabı budur.

Dolayısıyla Afrin'e saldırının esas amacı, içeride iktidarı tümden ele geçirmek ve faşizmi kurumsallaştırmaktır. Bu nedenle Afrin'e karşı savaş aynı zamanda Türk halkına, demokrasiye ve insanca yaşama karşı verilen bir savaştır. Öyle ki, faşist blok bu savaşı ve dolayısıyla seçimleri kazanırsa, Türk ve Kürt halklarını bekleyen; faşist diktatörlük altında; köle gibi, uzun bir zaman yaşamaktır.


Bu savaş haksız bir işgal savaşıdır ve halkların iradesini kırıp faşist diktatörlüğü kalıcılaştırmayı hedeflemektedir. Bu savaşa karşı durmak ve Afrin halkının işgale karşı direnişini desteklemek; faşizme karşı demokrasiyi, ölüm karşısında yaşamı, savaş karşısında barışı, düşmanlık karşısında kardeşliği savunmak demektir.

 

 

 

 

 

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found