Çarşamba, Kasım 20, 2019

Platzhalter roof5

 

Arama-2

Langfristige Artikel

Box Link

Events

 

 PANO

 

 

   
   
   
   

  

Dersimzaza.com'dan kısa bir açıklama

Facebook'ta sitemizin ismi ile benzerlik taşıyan bazı sayfalar görülmektedir. Bu sayfaların sitemizle hiç bir ilgisi yoktur. Sitemizin www.dersimzaza.com adresi dışında internet üzerinde herhangi bir hesabı ya da sayfası bulunmamaktadır.

Kamuoyunun dikkatine sunulur.

Dersimzaza.com

 


 

İstanbul halkı faşizme geçit vermiyor!

 

 

İstanbul halkı faşizme geçit vermiyor!



Ahmet Aydın

24 Haziran 2019



İktidarın müdahalesiyle iptal edilen İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ''seçimi''ni, yeniden; CHP ve İyi Parti ittifakının adayı Ekrem İmamoğlu kazandı. HDP de, resmen bu ittifak içinde yer almamasına rağmen, İmamoğlu'nu destekledi. Ki bu destek İmamoğlu'nun seçilmesinde büyük bir rol oynadı. Ekrem İmamoğlu oylarını ciddi bir ölçüde arttırarak % 54 oranında oy aldı. AKP ve MHP'nin adayı Binali Yıldırım'ın oy oranı ise yaklaşık % 44 oldu. İki aday arasındaki oy farkı yaklaşık % 10 düzeyindedir. İmamoğlu'nun oylarını arttırarak yeniden seçilmesi, halkın bu iktidarın uygulamalarına karşı gösterdiği bir tepki olarak da görülebilir. Halk; iradesinin gaspına, AKP-MHP ittifakının yürüttüğü kirli seçim propagandasına ve genel olarak yaşanan ekonomik ve sosyal krize karşı bir tepki ortaya koymuştur.

Hiç kuşku yok ki, bu seçim başarısı, anayasayı, halkın iradesini ve hukuku hiçe sayan; ülke zenginliklerini bir avuç yandaş sermayedara ve uluslararsı mali sermayeye peşkeş çeken, toplumu polis-yargı terörüyle sindirip yönetmeye çalışan bu faşist rejimin cephesinde büyük bir gedik açmıştır. AKP ve Erdoğan'ın ''yenilmezlik'' ve ''millet iradesi'' propagandası önemli ölçüde çökmüştür. Hile ve tezgahları deşifre olmuş ve artık eski yöntem ve araçlarla halkı manüpüle edip yönetme olanakları büyük ölçüde tükenmiştir. Halk, oyunu muhalefet adayına vererek, özellikle son seçim kampanyalarında ortaya konulan kirli yöntemleri ve kara propagandayı gördüğünü ve bemimsemediğini göstermiştir.

Kabul etmek gerekir ki, CHP başta olmak üzere tüm muhalefet partileri, yerel örgütleriyle ve merkez yöneticileriyle; bu seçimde de oldukça başarılı bir çalışma yürüttüler. Ekrem İmamoğlu da, tam sürecin ihtiyaçlarına denk gelen bir aday olduğunu ispatladı. O, sağduyusu, dinamizmi, kararlılığı ve cesaretiyle sürecin başarıyla sonuçlanmasında önemli bir rol oynadı.

CHP'nin, ağır da olsa bir örgütsel ve kültürel dönüşüm yaşadığını ve elde edilen bu başarının büyük ölçüde bu dönüşüme bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Yerel örgütlerdeki hantallık ve atalet, merkezle yaşanan kopukluk, en azından İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde aşılmış gibi gözüküyor. CHP üst yönetimine ne düzeyde yansıdığını bilemiyoruz ancak, yerel örgütlerde, eğitimli orta sınıfların giderek insiyatif kazandığını ve bu kesimin hem gençliği hem de toplumun farklı kesimlerini; çoğulcu ve kucaklayıcı bir yaklaşımla etkileyip harekete geçirdiklerini söyleyebiliriz. Özellikle, İstanbul ve İzmir'de bu dönüşüm daha belirgin olarak izlenmektedir. Bu durum, devletin bürokratik yapısıyla iç içe geçmiş ve resmi ideolojinin savunuculuğu misyonunu üstlenmiş, buna bağlı olarak; giderek toplumdan koparak gericileşmiş eski yapının, ağır da olsa bir dönüşüm geçirdiğini ve bu yapının kendisini toplumsal değişime bağlı olarak geliştirdiğini söyleyebiliriz. Siyasal-sosyal hareketlilik buna işaret ediyor. Bu değişimde hiç kuşkusuz Kemal Kılıçtaroğlu'nun önemli bir etkisi vardır.

HDP ve Kürt seçmen ise, demokrasi mücadelesi açısından başarılı bir sınav verdi. HDP, Öcalan'ın seçimde ''tarafsız'' kalınması yönündeki açıklamasına rağmen, önceden belirlenen tavrını korudu. Kürt seçmen, oldukça yüksek bir politik bilince sahip olduğunu ve ulusal-toplumsal gerçekliği gayet gerçekçi okuduğunu gösterdi. Bundan doğal ne olabilir ki? Hergün faşizmin çıplak yüzüyle karşı karşıya gelen bir halktan, kim ve hangi hakla farklı davranmasını bekleyebilir.

Öyle gözüküyor ki, iktidar ''Alavere dalevere Kürt Mehmet nöbete'' devrinin bittiğini henüz anlamamıştır. Tepeden yönlendirmelerle, Kürt seçmenin, istenilen kulvara çekilmesi hesapları bunu gösteriyor. Bazı Kürt siyasetçileri ise, henüz, özellikle metropoldeki Kürt seçmenin artık, emir komuta zinciriyle yönetilemyeceğinin farkına varamamışlardır. Kürt seçmen ulusal demokratik siyaseti gözetiyor, o çizgiden kopmuyor, ancak bu, siyasilerin her söylediğinin emir gibi algılanıp uygulanacağı anlamına gelmiyor. Kürt seçmen, artık karar verirken kendi sosyal gerçekliğini de dikakate alıyor. Ve kendi iradesiini de ortaya koyuyor. İstanbul seçiminden çıkan sonuç budur. Umarız ki, HDP yönetimi; seçmeninin sosyal yapıdan beslenen bilinçlenmesinin ve kültürel farklılaşmasının ayrıdına varmıştır. Örneğin; son seçimde, HDP ''sandığa gitmeyin'' çağrısı yapsaydı bile, büyük olasılıkla Kürt seçmenin önemli bir kısmı bu çağrıya uymayıp sandığa gidecekti. Kısaca, HDP, hala ''nasılsa benim seçmenimdir, benim her kararıma uyar'' anlayışını taşıyorsa, bu anlayıştan hızla sıyrılmalıdır. Halkın taleplerini, görüşlerini ve iradesini ciddi şekilde hesaba katan; parti çizgisi ve insiyatifi ile halkın görüş ve iradesini birleştiren bir tarz bundan sonra daha da büyük bir önem taşıyor.

İstanbul seçimi, bu rejimin demokratik yollarla değiştirilebileceği noktasında henüz tayin edici bir deneyim sunmuyor. Bu rejimin sahiplerinin iktidarlarını hiç bir şekilde kaybetmek istemediklerini iyi biliyoruz. Yine bu güçlerin, iktidarlarını korumak için hertürlü yol ve yönteme başvurabileceklerini de biliyoruz. Ancak bu seçim bize, egemenlerin isteseler de; her zaman her istediklerine ulaşamayabileceklerini, halkın örgütlü ve mücadeleci gücünün egemenlere geri adım attırabileceğini ve onları yenebileceğini de göstermiştir. Kısacası her şey, faşizmin otoriter ve totliter düzeni karşısında, demokrasi, özgürlük ve eşitlik isteyen halk güçlerinin, gücüne ve mücadelesine bağlıdır.

Demokrasinin egemenler tarafından halka verildiğini düşünenler, 23 Haziran'da gerçekleşen seçimi; var olan rejimin demokratliğine yorabilirler. Ancak, rejim demokratikleşmedi, halkın desteğini alan muhalefet, bu faşist rejimi geriletti. En azından bugün için ve İstanbul zemininde bu başarıldı. Halk; rejimin şantajına ve tehditlerine boyun eğmedi ve hileyle, yargı darbesiyle iradesini gaspetmesine müsade etmedi. Gasp edilen seçme ve seçilme hakkını mücadeleyle geri aldı. Seçimi gerçek bir seçime dönüştüren muhalefetin ve halkın bu örgütlü ve birleşik gücüdür. Bu güç, rejimin oyununu bozmuş ve demokratik kuralları işlettirmiştir. Bugünkü koşullarda bu faşist rejim, çok istediği halde, ilk seçimde olduğu gibi; sonuçları yok sayacak durumda değildir. Ekonomik kriz ve uluslararsı ilşkilerde yaşadığı tıkanma; genel olarak yaşadığı meşruiyet krizi, şimdilik buna müsaade etmemektedir. Ayrıca, sonuçta bu bir yerel seçimdir. Evet, İstanbul rejimi yıkılmıştır. Ancak, Türkiye'deki rejim, İstanbul rantını kaybederek büyük bir darbe almasına rağmen hala ayaktadır. Türkiye'ye hakim olan bu faşist rejim yıkılmadan, hiç bir kazanım kalıcı olmaz. Dolayısıyla demokrasi mücadelesinin en önemli safhası şimdi başlıyor. Bu nedenle, şimdi İstanbul'da kazandıran demokrasi ittifakını, bir demokrasi programı temelinde daha da güçlendirmenin tam zamanıdır.



 

Leave your comments

0
terms and condition.
  • No comments found